Haberler

“Her inşa bir imar değildir”
Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen Şehir ve Medeniyet seminerlerinin sonuncusunda konuşan Prof. Dr. Sadettin Ökten, İslam medeniyet tasavvuruna göre bir şehri inşa ve ihya ederken dikkate alınması gereken ilkelere işaret etti.

Prof. Dr. Sadettin Ökten, şehir, şehirli olmak, şehri biçimlendiren medeniyet tasavvuru üzerine yaptığı konuşmalarını, İslam medeniyet tasavvuruna göre şehir inşasından söz ederek tamamladı.

"İslam medeniyet tasavvurunda şehir çok önemli çünkü topluma bir mesaj veriyor. Hak ve hakikatin mesajını verirse güzel bir toplumsal yapı ortaya çıkıyor. ‘Madde, mekân bana mesaj vermiyor’ demeyin, bütün insanlar yaşadığı maddi hayatın ve mekânın etkisi altındadırlar. Ve bu mekânların bir dili vardır." diyen Prof. Dr. Ökten, "İslam medeniyet tasavvuruna göre bir şehir inşa ediliyorsa burada –Müslüman’ın bütün davranışlarında olduğu gibi- edep ilkesi ve vicdan murakabesi geçerli olmalıdır." şeklinde konuştu.

Prof. Ökten, sözlerine şöyle devam etti:

"Edep ilkesinin birinci unsuru hayadır. Bir inşa yaparken Allah'tan ve kullardan utanıyor muyuz, utanmıyor muyuz? Bu benim hakkım mı değil mi? sorusunu soruyor muyuz? İkincisi vicdan murakabesi. Bunun devamında da vahdet ilkesi geliyor. Bütün tabiat kanunları, toplumsal ilişkileri yöneten kuralları vaaz eden Cenab-ı Allah. Manevi iç dünyamızın yasalarını koyan da O. Bütün bunlar çelişkisiz bir sistematik içerisinde. Siz bir yapıyı ya da şehri inşa ederken tabiat kanunlarına zorunlu olarak uyuyorsunuz, peki sosyal ve manevi yasalara da uyuyor musunuz? Buna bakmamız lazım. İnşa ederken birinin kalbini kırıyor musunuz, hakkına tecavüz ediyor musunuz? İnşa için vahdet ve edep ilkesine uygun davranmak lâzım.”

“İNŞA ETTİĞİNİZ YAPI KALPLERDE HANGİ DUYGUYU UYANDIRIYOR?”

Şehri inşa ederken vahdet prensibinin İslam medeniyet tasavvurunun en somut göstergelerinden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ökten, “İnşa faaliyeti vahdetin içerisinde yer alan fizik yasalarına uymak zorunda aksi halde inşa edemezsiniz ama sosyal yasalara da uyuyor musunuz? Mesela komşu hakkına, yetim hakkına, mazlum hakkına, emek hakkına riayet ediyor musunuz ve aynı zamanda inşa ettiğiniz yapı kalplerde hangi duyguyu uyandırıyor? O da manevi bir yasa. Kibir, gurur, ucup, büyüklenme mi, tevazu, teslimiyet, şefkat, muhabbet mi uyandırıyor? Bu açıdan da değerlendirmek lazım.” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Ökten, “Yapı ve şehir fiziksel bir hadise ama bu fiziksel hadisenin sosyal, kalbi ve manevi yankıları var. Vahdet prensibi hayatı bir bütün olarak görür çünkü insan bir bütündür hem fiziksel hem toplumsal bir varlıktır. Aynı zamanda bir iç dünyası, manevi hayatı vardır ve bunlar bir bütündür. O halde bir şehir inşa ederken veya bu şehre bir şekilde dokunurken bu vahdet prensibini acaba çiğniyor muyuz veya buna riayet mi ediyoruz. Böyle bakmak lâzım.” dedi.

İnşa’nın imar olması için yaratılmış dünyanın nispetine riayet edilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ökten, “Dünyanın nispetine uygun davranmadığınız zaman kısa vadede para kazandım zannedersiniz ama uzun vadede iç dünyanızdaki nispetler bozulur. Eğer dış alemdeki tasarruflarımızla biz ilahi nizamı, nispeti bozuyorsak hiç şüphe etmeyiniz ki iç dünyamızdaki nispetler de bozulur ve biz daha haris, daha hırçın, gönlü kararmış, nefsi azmış insanlar olarak ortaya çıkarız. Şu halde bir inşa faaliyetinin imar faaliyeti olması için yaradılan nispetlere hürmetkar ve riayetkar olmamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“Her inşa bir imar değildir”