Avrupa’ya Köprü Projesi

Zeytinburnu Gençlik Meclisi üyelerinden Esra Sarıçayır, İtalya L’aquila’da, sivil toplum kuruluşlarında aktif görev alan 11 ülkeden 25’e yakın gençle birlikte, Avrupa vatandaşlığı değerlerinin, demokrasinin, insan haklarının, kültürlerarası öğrenmenin ve diyaloğun sorgulandığı proje çalışmasına katıldı.

Ön yargıları yıkmak mı, büyük buz parçalarını kırmak mıydı bizi biraraya getiren? Avrupa vatandaşlığının ve değerlerinin, demokrasinin, insan haklarının, sahip olduğumuz olanakların ve sorumlulukların, kültürlerarası öğrenmenin ve diyaloğun ne kadar farkındaydık? Hepimizin sorunlarında farklılıklar vardı ama Avrupa Birliği bizi bir araya getiren ortak köprüydü. 27 Kasım-2 Aralık 2007 tarihleri arasında sorularımıza cevap aramak ve köprüyü nasıl sağlam temellere dayandıracağımızı anlamak için Centro di Servizio per il Volontariato della provincia dell’Aquila önderliğinde, İtalya Ulusal Ajansının onayıyla, İtalya L’aquila’da 11 ülkeden, bulundukları sivil toplum kuruluşlarında aktif görev alan 25 genç bir araya geldik. “Avrupa’ya Köprü” adını taşıyan proje hem Avrupa farkındalığı eğitimini hem de bundan sonra gerçekleştirilecek olan projeler için işbirliği ve üretici proje yazımını hedefliyordu. Gençlik programlarının en güzel yanı hem dilini hiç bilmediğiniz bir ülkede, cesaretinizi arttırarak kendinizi ifade etmenize, farklı kültürleri tanımanıza olanak vermesi hem de ülkenizi en iyi şekilde temsil edip, partneri olmak isteyeceğiniz yeni projeler için fırsatlar sunmasıdır. Elinize bavulunuzu almanız ve yeni bir kültürün kapısını aralamanız her zaman kolay olmuyor. AB vatandaşı olan gençler serbest dolaşım konusundaki haklarını sonuna kadar kullanırken, AB vatandaşı olmayan gençlerin sıkıntıları vize kuyruklarında başlıyor. Her ne kadar karamsar bir tablo gibi gözükse de gönüllülük inancıyla buluştuğunuz diğer gençlerin sizinle olan dayanışması her şeyi unutturuyor. Gerçekleştireceğimiz projenin heyecanı, Türkiye’yi temsil etmenin sevinci, diğer ülkelerden kimlerin geleceğinin merakı birbirine karışıyor. İlk Türkiye, İspanya ve Romanya karşılaşıyor. Tanışmamız daha yeni ancak senelere dayanan dostluğu aratmayan sıcaklık beni bile şaşırtıyor. Roma’yı baştanbaşa yürüyerek başka bir grupla gezsem bu kadar keyif almazdım herhalde. Akşam saatlerinde, Bulgaristan, Yunanistan, Litvanya, Danimarka, Estonya, Hollanda, Polonya, Slovakya ve İtalya’nın katılımıyla ekip tamamlanıyor. Yunanistan ve Bulgaristan “ Hoş geldin Komşu” diyerek başlıyor eğitime. Beklenenin aksine kavga etmiyoruz. Bulgaristan temsilcisi, AB’ ye üye olduktan sonra artan beyin göçlerinden yakınıyor ve Türkiye ziyaretlerinde esnafların misafirperverliğinden ne kadar memnun olduğunu vurguluyor. Projelerin en eğlenceli kısmını kültürel akşamlar oluşturur. Her ülke kendisini tanıtmayı, kültürüyle, müzikleriyle, resimleriyle, getirdiği yiyeceklerle gönüllerde taht kurmayı hedefler bu aktivitelerde. Hem müziklerimizle ve birbirinden güzel fotoğraflarla hem de Türk lokumuyla Türkiye’nin en çok gidilmek istenen ülke olmasını sağlıyorum bu gecede. Lokum’un fendi Yunanistan’ın Lokumi’ yi bu gecede yeniyor. Sakız adasından gelen sakızlar çiğnenmeye başlanıyor. Lokumdan başka Galiçya keki, Polonya’da bir dönem aristokratların yediği kuş sütü çikolatası, Estonya balıkları, Bulgaristan’ın gül yağı, İtalyan kekleri ve peynirleri, Slovakya tatlıları gecenin öne çıkanlarından. Yemek faslından sonra kültürel sunumlara geçiyoruz. Keman eşliğindeki romantik İtalyan şarkıları yerini sirtaki müziklerine bırakıyor. Bu arada sanılanın aksine tabak kırılmadığını Yunanistan temsilcisi Maria anlatıyor. İspanya’dan birkaç flamenko figürü öğreniyoruz ama en çok ilgiyi şüphesiz Türkiye fotoğraflarıyla yükselen darbuka sesleri alıyor. Beş farklı gruba ayrılıyoruz. Oluşturacağımız şekil farklı bir ülkeyi anlatacak. Bir grup ay yıldızı, bir grup boğaz köprüsünü, bir grup sultan ve haremini, bir grup Danimarka’yı, bir grup da İtalya’yı canlandırıyor. Birbirimizden habersiz olmamıza rağmen beş gruptan üçünün Türkiye’yi canlandırması, katıldığım çalışmada Türkiye’yi bir Türk genci olarak ne kadar iyi temsil ettiğimi gösteriyor. Gün boyu hareketlendiricilerle beyin yorgunluğumuzu atıyor, Avrupa vatandaşlığının zayıf ve güçlü yönlerini tartışıyoruz. Anti-semitizm, yabancı düşmanlığı, tolerans, ayrımcılık, gençlik çalışmaları, kültürlerarası öğrenme, gibi konulara da değiniyoruz. Gençleri bu konularda nasıl bilgilendireceğimize dair gruplara ayrılıyor ve projeler yazıyoruz. Akşamları yemek sonrası çaldığım Türk müzikleri tüm gençlerin yorgunluğunu silmeye yetiyor. Ayrılık anı gelip çattığında arkanızda bıraktığınız üzgün yüzler, yeni ortaklıklar için sabırsızlanan ışıl ışıl gözler, görevimi en iyi şekilde yerine getirdiğimi kanıtlıyor. Proje öncesinde ve sonrasında desteğini esirgemeyen organizasyonum Zeytinburnu Gençlik Meclisi’ne sonsuz sevgilerimle... Bunları biliyor musunuz? AB’den Türkiye’ye Gençlik projeleri için ayrılan bütçenin yaklaşık 370 bin Avro iken, bu rakamın 2007 yılında Avrupa Komisyonu'nun desteği ile 6,9 milyon Avro'ya ulaştığını, 1. Almanya 9.2 milyon avro, 2. 7.9 milyon avro Fransa, 3. 7.2 milyon avro ile İngiltere ve 4.nün 6.9 milyon avro ile Türkiye olduğunu biliyor muydunuz? Esra Sarıçayır