Arka Plan

AB VE TÜRKİYE ARASINDA SİVİL TOPLUM DİYALOGUNU DESTEKLEME PROGRAMI GÖÇ İLE GELEN AİLELERİN ŞEHİR HAYATINA ADAPTASYONLARI İÇİN BELEDİYELER ARASI DİYALOG PROJESİ

AB ve Türkiye Arasında Sivil Toplum Diyalogunu Destekleme Programı Türkiye’nin AB ile yapmış olduğu müzakere sürecinin en önemli çalışmalarından biri de Türkiye ile AB arasında sivil toplumu özellikle bireyleri bir araya getirerek birbirlerini anlamayı sağlamak ve bu şekilde iki toplum arasında politik ve kültürel diyalogu geliştirmektir. Avrupa Konseyi dokümanlarında, “Katılımın müzakerelerine paralel olarak AB’nin her aday ülkeyle yoğun politik ve kültürel diyaloğa girmesini öngörmektedir. Bu diyaloğun uzun vadedeki hedefi Avrupa Birliği ve Türkiye Sivil toplumunu Avrupa Birliği’nin gelecekteki genişlemesine hazırlamaktır.” denmektedir. 2005 yılında Avrupa Komisyonu üye ve aday ülkeler arasında sivil toplum diyaloğunun daha fazla güçlendirilmesi için hedef ve öncelliklerin belirlendiği bir strateji geliştirmiştir. Bu strateji bilgi açığını azaltabilmek, karşılıklı anlayışı pekiştirmek ve böylece Avrupa Birliği’nin genişlemesiyle ortaya çıkacak fırsat ve zorlukların daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla vatandaşlar ve farklı kültürler ile politik ve ekonomik sistemleri yakınlaştırmayı hedeflemektedir. AB’nde yerel yönetimler müktesebatın önemli bir bölümünü uygulamakla yükümlü olduğundan Türkiye’nin üyeliğe geçiş süreci içinde de önemli bir yere sahiptirler. Bu sebeple Türkiye ile AB arasındaki sivil toplum diyalogunun en önemli konu başlıklarından biri de Türkiye ve AB yerel yönetimleri arasındaki işbirliği ve iletişimin geliştirilmesi olarak belirlenmiştir. Çünkü yerel yönetimler arasındaki ikili işbirliklerini geliştirmek barışın, dostluğun, demokrasinin gelişmesine katkı sağladığı gibi AB müktesabatının yerel ve bölgesel alanlarda uygulanması için gerekli olan bilgi ve deneyim paylaşımını da sağlamaktadır. AB ve Türkiye arasındaki diyalog sürecini desteklemek için Avrupa Birliği Genel Sekreterliği tarafından Avrupa Birliği ve Türkiye arasında Sivil Toplum Diyaloğunun Geliştirilmesi programı yürürlüğe konulmuştur. Avrupa Birliği tarafından desteklenmekte olan proje: - Kentler ve Belediyeler; - Meslek Örgütleri; - Üniversiteler; - Diyalog için Gençlik Girişimleri; bileşenlerinden oluşmaktadır. Tüm bu bileşenlerin temel hedefi: - AB ve Türkiye arasında tecrübenin ortak paylaşımı ve ilişkilerin güçlendirilmesi - AB’de Türkiye’nin daha iyi anlaşılması ve bilgi paylaşımını sağlamak - Türkiye’de AB’nin iyi anlaşılmasını ve bilgi paylaşımını sağlamaktır. Zeytinburnu Belediyesi olarak, “Göç ile Gelen Ailelerin Şehir Hayatına Adaptasyonları için Belediyeler arası Diyalog” adlı bir proje ile yukarda belirtilen hedeflere ulaşmak üzere AB ile Türkiye arasında Sivil Toplumu Destekleme Hibe Programına Eylül 2007’de başvuru yapılmıştır. Proje yapılan değerlendirmeler sonucu kabul edilmiş ve hibe almaya hak kazanmıştır. Göçle Gelen Ailelerin Şehir Hayatına Adaptasyonu için Belediyeler Arası Diyalog Projesi Türkiye göçün farklı biçimleriyle sürekli yüz yüze olan bir ülkedir. Kırsaldan kentlere ve doğudan batıya doğru sürekli bir iç göçün yanı sıra iş için Avrupa’ya göç veren, Avrupa’ya geçiş ülkesi olarak kullanılan aynı zamanda dışardan göç alan bir ülke konumundadır. Uluslar arası düzlemde ise giderek “göç veren” bir ülke olmaktan daha çok “göç alan” bir ülke olmaya doğru evrilmektedir. AB üyelik adaylığı, demokratik reformlar ve büyüyen ekonomisi Türkiye’yi göçmenler için daha cazip hale getirmektedir. Şehirlerdeki nüfusun, özellikle de İstanbul nüfusunun hızlı artışı ciddi ekonomik, sosyal ve çevresel kentleşme problemlerine yol açmaktadır. Göçmenler konut edinme, sağlık, eğitim, sosyal yaşam gibi pek çok alanda sorun yaşamaktadır. Bunun yanında eşitsiz gelir dağılımı, sosyal sınıf derinleşmesi, kültürel farklılık ve uyum güçlüğü gibi sorunlarla da karşı karşıya kalmaktadırlar. Göçmenlerin yaşadığı önemli sorunlardan biri şehir hayatına uyumdur. Köy kültürü kent kültüründen oldukça farklıdır. Göçmenler kendi memleketlerinden gelen hemşerilerinin yaşadığı yerlere yakın bölgelere yerleşmeyi tercih etmekte ve bu da kent hayatından kopuk, aynı kültür ve geleneklere sahip kapalı bir topluluğun oluşmasına sebep olmaktadır. Bu durum ötekilik ve yabancılaşma hislerini pekiştirmektedir. Eğitim düzeylerinin düşüklüğü bu süreci daha da yoğunlaştırmaktadır. Sonuç olarak şehir hayatı ve gereklilikleri göçmenleri bir çeşit “kültür şoku”na sokmaktadır. Özellikle kadınlar ve ergenlik yaşındaki gençler bu sorunlardan daha fazla etkilenmekte, daha çok sıkıntı çekmektedirler. Zeytinburnu Türkiye’nin en çok göç alan ilçelerinden biridir. Zeytinburnu göçmenlerin yerleşmesiyle kurulmuş ve yine göçle büyümüş bir ilçedir. Zeytinburnu nüfusunun %60’ı göçle gelmiş kişilerden oluşmaktadır. Göçmenlerin geldikleri yerler ise Orta Asya ve Balkanlardan Kuzey Irak, Kırım ve Afrika’ya kadar çok çeşitlidir. Türkiye için belirtilen problemler Zeytinburnu için de geçerlidir. Hızlı ve çarpık kentleşmenin, eşitsiz gelir dağılımı sorunlarının yanı sıra Zeytinburnu’ndaki göçmenler kendilerini kentin bir parçası ve kentli olarak görememekte bu da yaşadıkları çevreye karşı duyarsız olmalarına sebep olmaktadır. Zeytinburnu’ndaki problemlerden biri de Kuzey Afrika’dan yapılan yasadışı göçtür. Zeytinburnu Belediyesi bu göçmenlere gıda ve temizlik hizmetleri sunmaktadır. Ancak bu hizmetler göçmenlerin ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli değildir. Çünkü belediyenin bu anlamda hizmet sunacak nitelikli personeli yoktur. Proje ortakları olan Bağcılar ve Eminönü Belediyelerinin sosyo-ekonomik yapıları da Zeytinburnu’na benzemektedir. Bağcılar göçle kurulmuş bir ilçedir. Eminönü ise göçmenlerin İstanbul’daki ilk durağıdır. 8. Beş Yıllık Kalkınma Planına göre göçmenlerin şehir hayatına ve kültürel farklılıklara uyum sağlamayı kolaylaştırmak için özel eğitim planları hazırlanmalıdır. Katılım Ortaklığı Belgesi ve Ulusal Program öncelikleri ile Türkiye İlerleme Raporları da bu konunun önemine değinmektedir. Ulusal Programda göçün önemli sorunlara yol açtığı ve bu konuda kapsayıcı önlemlerin alınması gerektiği vurgulanmaktadır. 2005 İlerleme Raporuna göre kırsaldan kente yoğun göçün ve hızlı ve çarpık kentleşmenin sebep olduğu problemlerle başa çıkabilmek için yerel yönetimlerin kapasitelerinin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. 2006 İlerleme Raporu ise iç göçe maruz bırakılan kişilerin durumlarının ele alınması gerektiğini, göçle ilgili çok gelişme sağlandığını, müktesebatla uyum sağlanabilmesi ve idari kapasitenin artırılması için hala ciddi bir çabanın gösterilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Bu problemin temel nedeni Türk belediyelerinin bu konudaki bilgi ve deneyim eksikliğidir. Göçmenlerin entegrasyonu, sosyal içerme ve çokkültürlülük konularında yerel yönetimlerin rolü pek çok AB dokümanında tekrarlanmaktadır. Entegrasyon için Ortak Gündem (COM(2005)389nihai)de belirtildiği üzere: “gerçekte entegrasyon yerel seviyede günlük hayatın bir parçası olarak gerçekleşmekte ve herkes burada rol oynamaktadır…Bu özellikle göçmenlerin yoğunlukla yerleştiği kent ve şehirlerde önemlidir…Bu konularla ilgilenirken bölgesel, yerel yönetimler ile belediyelerin yakın işbirliği içinde olmaları gerekmekte ve özellikle belediyelere merkezi bir rol düşmektedir.” Bu projedeki bütün ortak belediyeler göçmenlere yönelik sosyal ve kültürel çalışmalara ağırlık vermek durumundadır. Türkiye’deki belediye çalışanlarının göçün yönetimi, göçmenlerin entegrasyonu, göçmenlerin temel hakları, farklılık yönetimi ve çokkültürlülük konularında temel bilgileri ve eğitimleri yoktur. Proje sırasında uygulanacak eğitimler ve yapılacak toplantılar belediye çalışanlarının bu alandaki kapasitelerini arttırmayı hedeflemektedir.